AŞK CİNAYETLERİ

Dünyanın her yerinde asırlardır aşk cinayetlerine rastlanmaktadır. Bu tür cinayetleri işleyen kişiler genellikle ilişkide zayıf taraf veya zayıf kişilikli olmasına rağmen şiddet meyilli veya acımasız değildirler. buna karşın bu cinayetlerin çoğu planlı değil anlık öfke ile karar verilen vakalardır. Aşık insanlar ile uyuşturucu veya madde bağımlısı insanların beyinleri tarafından salgılanan hormonlar örneği aynıdır. Dolayısıyla huzursuzluk, sabırsızlık, sürekli sevdiği insanı düşünme, uyku problemleri ve yemek yiyememe gibi belirtileri bir alkol veya eroin bağımlısında gözlemlemek mümkündür. Biri alkolü veya eroini düşünür diğeri ise hayatındaki mükemmel ve tek olan insanı. Normal durumlarda belli bir zaman(birkaç hafta veya ay) sonra bu durum normal seviyeye yaklaşır ve ilişkiye dönüşür. Bu ilişkide güven, anlayış, karşılıklı saygı söz konusu olduğu için sağlıklı ve güvenli ilişki seklidir. Bu ilişkide kimyasal değişimlerde sakinleşmektedir. Aksi durumda bağımlılıklar oluşmaktadır. İ
lişkideki bir tarafın belirsiz davranışları karşı tarafı kontrol etme isteğine yol açmaktadır. Sevgi ne kadar güçlü ise beklentiler o kadar büyük olur, hayal kırıklığı durumunda ise düşüş bir o kadar derin olur. Bu tür sevgilerde insanlar kendilerini feda etmektedir bu nedenle çok hassas ve kırılgandır. Benlik değeri karşı tarafın değerlendirmesi ile onu kabul etmesi veya etmemesi ile doğrudan alakalıdır; dolayısıyla ilişki o kişinin kendisini tanımlamasının ve kendisinin bir parçası olmasıdır. Çünkü sevgilisini veya eşini terk etmesi durumunda pusuya yatan kazanılmış terk edilme korkusu tekrar harekete geçmektedir. Terk edildiğinde kendini tanımlaması kişinin çöküşü anlamını taşımaktadır. Bu sefer beyni bu gücü öfkeye dönüştürür karşısındakini bir birey olarak görmek yerine şahsi malı gibi sahiplenir. İlişkinin iyi zamanlarından bu kötü an arasında yaşanan sorunlar, duygu yoğunlukları ,süreçler, eylemler, travmalar ,umutlar ,etkileşimler suçlunun kişiliğini dengesizleştirmektedir.
Öfke sadece karşı tarafa yönelik değil aynı zamanda kendinin de yanılgıya düşmesinden dolayı kendisine de çok kızgındır. Narsistik duygusu incinmiş ve kendine acıma duygusu ağır basmaktadır bunun üzerine akut provokasyon yaşandığında öfke dizginlenemez ve birkaç milisaniye içerisinde öfke patlamaları, kızgınlık veya korku açığa çıkar. Bu esnada istekleri, prensipleri ve aklı devre dışı kalmaktadır. Benlik algısı tehlike altında olduğu hissine kapılıp cinayet işleyebilmektedir. Kişisel bazda bu cinayetle suçlular, sevdiğinin başkasının olma korkusunun önüne geçme çabasıdır. Güç ve kontrol motifleri yanı sıra aşağılama, intikam gibi duygularla aralarındaki bağı ebedileştirmektir.
Genelde bu cinayetleri işleyen kişiler hala’ onu çok seviyorum’ cümlesini kullanmaktadır. Bu eylemin gerçekleşmesine etken olan unsur nefret değildir. Karşılıksız bir sevgi veya hayal kırıklığı sonucu gerçekleşmektedir. Cinayet işlendikten birkaç saniye sonra öldürmek istemediğini beyan eder ve ardından çoğu, kendini öldürmek ister ve öldürür.
Bağımsız bir birey olduklarının, kendi ayakları üzerinde durmalarının, kendi benlik değerlerinin farkına varmalılar. Sevginin, mutluluğun, benlik değerin dış etkenlere bağlı olmadığını bilmeli ve bu duyguları kendi içlerinde aramalılar. Dışarda arandığı takdirde mutsuzluklar, başarısızlıklar ve felaketler kaçınılmazdır. Her insan doğuştan değerlidir. Sevilmeye değer, insan gibi yaşama hakkına sahip olduklarının bilincinde olmalı ancak, bu özellikler olmadığı takdirde eşit ilişkiler sürdürülemez.

Bir Cevap Yazın